Darısı Başınıza, Ayrıcalıklarımızda, Hastalıklarımızda Alın Sizin Olsun

Burhaniye Sakatlar Derneği Başkanı Gürsel Vardar Beykent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Ferman’ın bir televizyon kanalında yaptığı konuşmasında Enflasyonu özürlü bir çocuğa benzetmesine tepki gösterdi.

Sakatlar Derneği Başkanı Gürsel Vardar, Beykent Üniversitesi Rektörü, Prof. Dr. Murat Ferman, Merkez Bankası’nın enflasyon kararıyla ilgili olarak değerlendirmelerde bulunmak üzere katıldığı bir televizyon programında enflasyonu özürlü bir çocuğa benzeterek; “Herkesin ortak bir anlayış beraberliğiyle bildiği ama ifade etmediği ailenin özürlü çocuğu gibi idare ediyoruz…Herkes bir şekilde yararlanıyor ondan çok şikayet ediyoruz ‘gece bağırıp çağırıyor, huzur bırakmadı, komşularla tartışıyoruz’ diyoruz ama çocuk hayatımızın bir parçası onun sayesinde özellikli yerlere girebiliyoruz. İndirimli kartı alıyoruz, çocuk parası alıyoruz, hak etmediğimiz şeylere ulaşıyoruz… Enflasyon böyle bir şey enflasyonun suç ortağıyız” ifadelerini kullanarak milyonlarca engelli ve engelli ailesini üzmüştür.

Bir zamanlar bir bakanımızda engelli ve engelli ailelerine yapılan sosyal yardımları bütçenin en büyük karadeliği olarak nitelemişti.

Engelliler ve engelli aileleri hiçbir zaman hakketmedikleri paraları almıyorlar. Aldıkları da zaten sosyal bir devletin yapmak zorunda olduğu yardımlardır.

Engellilik hiçbirimizin tercihi olmamıştır. Engelliliğin sebepleri bilindiği gibi trafik kazaları, tıbbi yetersizlikler, yanlış tıbbi müdahaleler, akraba evlilikleri, savaşlar, terör, eğitimsizlik gibi birçok şeyi sayabiliriz. Engelliliği kader deyip geçiştiremezsiniz. Engelliliğe yol çan bütün bu sebepleri biz oluşturmadık. Görüleceği gibi engelliliğe yol açan bütün bu sebeplerin ortadan kaldırılması yada en aza indirilebilmesi bizleri yönetenlerin sorumluluğunda. Yani bütün bu sorunlar özünde sistemin sorunudur.

Gözünüze batan engelli maaşı gibi sosyal yardımlara da her engelli kolaylıkla erişemiyor. Engellinin hiçbir geliri olmasada hanede oturan kişilerin kişi başına düşen gelir payı yoksulluk sınırlarında olması gerekiyor. Yani asgari ücretin üçte birini geçmemesi gerekiyor. Şartları taşıyıpta alabilenler ise engel oranına göre 536 TL. ile 804 TL. kadar aylık alıyor. Hasta bakım aylığı gibi diğer sosyal haklarda bu ve benzeri şartlara tabi.

Engelliler bu gibi kazanımlarını küçümsemiyor bütün bunlara şükrediyor ve bu haklarımıza sımsıkı sarılıyoruz. Ancak bütün bunlar engellilere bir lütuf gibi gösterilemez. Bunlar sosyal bir devletin asli ve vazgeçilmez görevidir.

Basına, haberlere baktığınızda gün geçmiyor ki yolsuzluk, haksız kazanç haberi olmasın. Haber bültenleri; usulsüz haksız ihale alanlar, devletin imkanlarını har vurup harman savuranlar, haksız yere 3-5 yerden maaş alanlar, devletin imkanlarının birilerine peşkeş çekildiği gibi haberlerle dolu.

Görmeniz gerekiyorsa ve gücünüz yetiyorsa siz bu karadelikleri yolsuzlukları görün. Tüyü bitmedik yetimin hakkının nasıl çarçur edildiğini görün. Bütün bunların ülkemiz ekonomisi için ne kadar büyük bir kara delik olduğunu görün ve önleyin.

Her şey bitti de engelli ve engelli ailelerinin aldığı üç kuruşamı göz diktiniz.

Alın hepsi sizin olsun engelimizi de alın. Darısı başınıza diyoruz ne diyelim.

Bu ülkede profesör olmuş, bir üniversiteye rektör olmuş bir kişi engelli ve engelli ailelerini enflasyonla özdeşleştirip, engelli ve engelli ailelerinin hakketmediği şeylere sahip olduklarını söyleyebiliyor.

Kendisini şiddetle kınıyoruz. Milyonlarca Engelli ve engelli ailelerinden özür dilemeye davet ediyoruz dedi.

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.