Körfezexpres
12.Ekim.2019
Bu haber 59 defa okundu.

9 Akim tarihinde Efemçukuru’ndan su ve vicdan yürüyüşüne başlayan İzmir Düşünce topluluğu üyeleri Burhaniye Cumhuriyet Meydanında BURÇEP ile birlikte basın açıklaması yaptılar.

Burhaniye Eğitim_sen binası önünde toplanan grup sloganlar atarak Cumhuriyet Meydanına geldi. Burada ilk konuşmayı İzmir Düşünce topluluğu adına Ertuğrul Barta yaptı. Ertuğrul Barta Madenleri getireceği felaketin altını çizerek bu duruma bir an önce Devlet yetkileri dur demeli dedi. Basın açıklamasını BURÇEP Burhaniye Çevre Platformu adına Eşref Dağ okudu. Eşref Dağ”Efemçukuru’ndan Kazdağları’na yola çıkan, Su, Vicdan ve Yaşam Yürüyüşü Koordinasyon’una öncelikle hoşgeldiniz diyoruz.
12 Ekim de Çanakkale’de yapılacak miting, altın madeni şirketinin ruhsatının yenilenmemesi ve madencilik faaliyetlerine son vermesi yönündeki talebimizin ,Türkiye’nin her karış toprağındaki canlıların yaşama hakkını savunan insanlar olarak dile getirilmesini amaçlamaktaydı.
Bu miting Çanakkale Belediyesi ve Ege Marmara Belediyeler Birliği’nce Suriye’ye başlatılan askeri operasyonu gerekçe gösterilerek , tertip komitesinin ortak kararı olmadan, iptal edilmiştir.
Ancak, ekolojik tahribat yerli-yabancı hiç farketmez devam ediyorsa ve altın şirketlerinin yağma ve talanı bu topraklarda devam ediyorsa, mücadelemiz de devam edecektir.
Geçmişte tükenmeyeceğini düşündüğümüz doğa, bugün kapitalizmin meta ve sömürü alanı olmuştur. Doğa talanına karşı verilecek mücadelenin aynı zamanda kapitalizme karşı da verilecek bir mücadele olduğunu biliyoruz. Ne yazık ki bölgemiz de bu talandan nasibini fazlasıyla almaktadır.
Balıkesir’in İvrindi, Burhaniye ilçeleri sınırlarında ve Çanakkale’nin Lapseki ilçesinde faaliyet gösteren Nurol Holding’e ait TÜMAD Madencilik, 2017 de Lapseki’de, 2019 Temmuz ayından itibaren de İvrindi’deki tesislerinde siyanürle altın ayrıştırma faaliyetlerini sürdürmektedir.
Burhaniye’nin ve toplamda tüm Edremit Körfezi’nin en yakıcı ve en hayati sorunu Burhaniyeİvrindi sınırındaki TÜMAD altın madenciliğinin en ucuz ve en vahşi yöntem olan, açık ocak liç yöntemiyle siyanürle altın ayrıştırma yapacak olmasıdır.
Ekolojik kirlenme Karadere, Korucaoluk, Yaylacık, Değirmenbaşı ve Küçük Ilıca köyleriyle sınırlı kalmayacak, Burhaniye’nin, İvrindi’nin, Bergama’nın da içinde bulunduğu çok büyük bir coğrafyanın yaşamsal sorunu haline gelecektir.
Madenin yaptığı kırma, eleme ve ayrıştırma işlemleri esnasında kullanacağı siyanür ve diğer ağır metaller, İvrindi ve Burhaniye’nin yer altı sularına ama asıl önemlisi Burhaniye’nin içme suyu olarak çeşmelerinden akan ve bu suyun kaynağı olan ve sadece 2.5 km uzakta olan Düdüklü suyu kaynağına karışacaktır.
Kapladığı alan ve çevresel etkilerine göre A Kategorisinde olan Burhaniyeİvrindi TÜMAD Madenciliğin ÇED alanı 856 Hektar, Madenin toplam ruhsat alanı 66.060.000 m2dir.
Açılan dört adet cehennem çukurunun boyutları ile toplam ruhsat alanının büyüklüğü aynı zamanda Türkiye’nin en büyük maden ocağı olduğunun da göstergesidir.
40 kişinin bir saatte havaya verdiği karbondioksiti, yetişkin bir çam ağacı 1 saatte oksijene dönüştürüyorken, TÜMAD Madencilik yol yapmak, enerji nakil hattı çekmek ve maden sahasında inşaat faaliyetlerini yürütmek için binlerce ağaç kesmiştir.
TÜMAD Madenciliğin bölgede kullanacağı 6 adet yer altı suyunun seviyesi 100 yıl sonra doğal haline dönüşecektir. 2044 yılına kadar kullanım ruhsatı alan şirket , söylendiği gibi altın çıkarma işlemini sadece 10 yıl ile sınırlamayacaktır. En az 30 yıl faaliyet gösterecek olan maden var olduğu sürece siyanüre kaç kurban vereceğiz ? Bilen var mı?
Yoksul ve işsiz halk çocukları madende çalışmaya mecbur edilirken,
Köydeki vatandaş iş vaadi, gasil hane, düğün salonu, hayvan yemi, çocuk parkı, köy meydanı düzenlemesi gibi hizmetler karşılığı madene “rıza ” gösterirken, muhtarlar köyüne karşılık madenden gelecek her türlü kıyağın hesabındalar. Toprakları, meraları ellerinden alınan köylü, kendi topraklarında küresel sermayenin kölesi olacağının, farkında değil ne yazık ki.
Devlet, çıkan altının sadece 4 ‘ü üzerinde hak sahibi olurken, madenci 96 sını alacakken üstelik.
Bizler ölürken birileri zengin olacak.
Uğruna ölünecek toprak VATAN’dır. Peki, biz kim için öleceğiz ?
Avrupa Birliği kendi sınırları içinde siyanürle ayrıştırmaya yasak getirmiştir. Türkiye’de ve bölgemizde “insan sağlığı” Avrupa’daki insanların sağlıklarından daha mı değersizdir? Havamız, suyumuz, toprağımız bu kadar mı sahipsizdir?
Çocuklarımıza 100 yıl sonra da yaşanabilir bir çevre bırakmak ve doğal kaynaklarımızın kirletilmemesi ve talan edilmemesi için TÜMAD’ın faaliyetleri acilen durdurulmalıdır. Devlet, halkı için bunu yapmalıdır. Çevreyi korumaya yönelik kanunlar madenciler lehine değiştirilmemeli, ormanlar, yeraltı suları ve dereler, havamız, toprağımız, denizimiz kapitalist sermayeye teslim edilmemeli, yaşama alanlarını koruyan halk baskı ile susturulmamalıdır. Temiz bir çevrede yaşamak ve temiz su temin etmek konusunda belediyeler, çevre örgütlerinin yanında olmalıdır.
Bilinmesini istiyoruz ki; ekolojik dengeyi yok sayan, yasal düzenlemelerle ve hatta yargı kararlarına rağmen kapitalizmle kol kola, ekolojik tahribatın önünü açan, rantı, yaşam hakkının üstünde bir değer olarak gören her türlü siyaset anlayışını Burhaniye Çevre Platformu olarak, ret ettik ve edeceğiz.
Ağır metallerle ve siyanürle ölmek bizim tercihimiz değildir. Ama buna karşı çıkmak da bizim tercihimizdir. O yüzden buradan tekrar sesleniyoruz.
Burhaniye Sen Susma
-İleri arıtma yapılmadan, derin deniz deşarjı ile karasal kirlilikleri denizin 500-1500 metre uzağına taşımak bir aldatmacadır.
-Ekosistemde geri dönüşümsüz tahribat yapan taşocakları,
-Kaçak molozlar, vahşi çöp toplama alanları ve çöplük yangınları,
-Mutlak tarım arazilerinin imara ve kamu yararına bahanesiyle ranta açılması,
-Kışın yakıtlarla ve filtresiz fabrika bacalarıyla havamızın kirletilmesi yaşadığımız çevreye dair sorunlarımızdan bir kısmı.
Bir de , dilsiz canlar var ki onların da savunucusu olmak zorundayız.
-Ören’de su kaplumbağalarının yaşama alanlarının tahrip edilmesine,
-Kadıncık Deresi Deltası’nda yılanbalıklarının üreme alanlarının yok olmasına engel olmak gibi.
Körfezimizi, denizimizi, dağlarımızı, zeytinimizi ve suyumuzu savunmak ve ekolojik paydaşlarımız olan diğer canlıların da dili olmak için,
Doğadan, insandan, emekten yana verdiğimiz bu mücadelede biliyoruz ki, yalnız değiliz.
Sadece Kirazlı’da değil, İzmir - Efem Çukuru’nda, Artvin-Cerattepe’de, Uşak-Kışladağ’da, Turgutlu- Çaldağı’nda, Fatsa’da, Munzur’un her karışında, Murat Dağı’nda, Erzincan ‘da, Konya’da, Hasankeyf’te ve Kütahya’daki yaşam savunucularıyla dilimiz ortak, kaygılarımız da.
12 Ekim’de Çanakkale’deki miting bizim için çok önemliydi
Bergama’da ve Efemçukuru’nda yıllardır verilen mücadele, bugün Kazdağları’nda yeniden vücut buldu. Burada kalması da düşünülemez.
Birlikte, daha güçlü ses olmaya, dünden daha çok ihtiyacımız var.
Efemçukuru’ndan Kazdağları’na, havamız suyumuz toprağımız için yürüyen,
Su, Vicdan ve Yaşam Yürüyüşü Koordinasyon’una, gösterdiğiniz bu onurlu çabanız dolayısıyla çok teşekkür ediyoruz” dedi..




Haber Yorumları
Bu Haberde Yönetici onayı bekleyen 0 Yorum var.
Habere Yorum Bırak
Güvenlik Kodunu Giriniz

V5N9

Haber İhbar



KÖRFEZEXPRES Künye

Sahibi

Orhan TÜFEKÇİLER

Genel Yayın Yönetmeni

Orhan TÜFEKÇİLER

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü

Şenol TORLAK

Webmaster

Ekrem GÖKÇE

Mail

korfezexpres@gmail.com

Tel

0545 280 38 28